Salgın mı öldürür yoksa çaresizlik mi?

Salgın mı öldürür yoksa çaresizlik mi?

Sevgili Okurlarım, 
İzninizle biraz kendimden bahsetmek istiyorum. Ben 1984 yılında Bitlis’in Güroymak(Norşin) ilçesinde doğdum. 5 yaşında Gaziantep’te ikamet etmeye başladım. İlk, orta ve lise öğrenimimi Gaziantep’te tamamladım. Daha sonrasında, işim gereği Van, Diyarbakır ve Mersinde ikamet ettim. Şu an ise Bursa’da ikamet etmekteyim. Bursa’da tarihi bir mekanı kafe restoran olarak işletmekteyim. 14.03.2020 yılında başlayan pendemi süreci ile işyerlerimiz kapandı ve bu süreç içerisinde, sadece 4 ay açık kalabildik. Açık kaldığımız dönem de ise saat ve kapasite sınırlaması uygulandı. Ben ve benim gibi milyonlarca işveren, çalışan, müzisyen, öğretmen mağdur oldu. Evet toplum sağlığı tabi ki çok önemli, evet toplum sağlığı için gerekli tedbir ve önlemler tabi ki alınmalı. Yalnız bu tedbir ve önlemleri alırken sadece bir zümreyi aktif halde tutup, geri kalanını kaderiyle başbaşa bırakamazsınız. Aylardır kapalı olan işyerlerinden alınan kiralar, vergiler, doğalgaz, elektirik,su ödemeleri, salgın yüzünden ekonomik dengesi bozulan esnafın çektiği kredilerin ödemeleri hep devam etti. Esnafına sadaka verir gibi bir destek paketi açıklanıyor onuda şartlı veriyor. :) Yani vermemek için her türlü mücadeleyi veriyorlar. Sosyal devlet anlayışı gereği, mağdur olan kim varsa destek vermek zorunda. Salgının sadece bir zümreye mal edilip, bütün acı reçeteyi onlara kesmek ne kadar adil bir davranış şeklidir. Bana tahsis ettiğin ve bunun için bir bedel aldığın yeri, salgın bahanesiyle kullanımını engellemek suretiyle nasıl bir hak talebinde bulunuyorsunuz. Bu haksız kazanç olmuyor mu? Bu haksızlık karşısında neden yargı gerekli kararları almıyor? Hükümet olarak mağdur edilmiş vatandaşın mağduriyeti neden giderilmiyor?
Salgın mı öldürür yoksa çaresizlik mi?