Öztrak: MYK toplantısı ardından gündemi değerlendirdi

Öztrak: MYK toplantısı ardından gündemi değerlendirdi
Öztrak: MYK toplantısı ardından gündemi değerlendirdi

Öztrak'ın, konuşmasından satır başları; Merkez Yönetim Kurulu toplantımız devam ediyor. Bugün gündemimizde, vaka sayılarında gözlenen yeniden artış eğilimi, yetersiz aşı tedariki, aşılamadaki gecikmeler, derinleşen ekonomik kriz, ekonomik krizde bir başına bırakılan toplum kesimlerinin sorunları, bu sorunları çözemeyen, aksine “devlet ve yönetim krizini” derinleştiren, Erdoğan Şahsım Rejiminin son uygulamaları ve tüm bunların ağırlaştırdığı “toplumsal buhran” vardı.

 

BOĞAZİÇİ’NE GECE KONDU FAKÜLTELER Atalarımız, “İstendiğin yere erinme, istenmediğin yere görünme” diye öğütlemiş. Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan siyasi kayyumu; öğrenciler istemiyor. Öğretim üyeleri istemiyor. Üniversite emekçileri istemiyor. Toplumun vicdanı istemiyor. Milletimizin kahir ekseriyeti, AK Parti ve MHP seçmenleri de dâhil, “Üniversitelere siyasi kayyumlar atanmasın” diyor. Kayyum kendisine yardımcı bulamıyor. Öğretim görevlileri, bu kayyumla çalışmak istemiyor. Demek ki bu işte bir yanlışlık var. Ama Erdoğan yanlıştan dönmek yerine, yeni yanlışlara imza atmaktan çekinmiyor. İstenmeyen siyasi kayyuma “yönetim kurulu” ve “senato” oluşturmak için Boğaziçi Üniversitesi’ne “Gecekondu Fakülteler” açma kararı veriyor. Öğrencilerin, öğretim üyelerinin, milletin vicdanının kabul etmediği kayyum için, Huruç harekâtı başlatıyor. Suç örgütü liderlerinden “referans mektubu” alıyor. Kayyuma yer altı dünyasından destek topluyor. Şimdi hal böyle olunca da insan ister istemez düşünmeden edemiyor; “Yoksa Boğaziçi’nde de bir kupon arazi işleri mi var” diye.

  BU SÖZLERİ TEKRARLARKEN BEN SIKILIYORUM Devlet krizi aslında en çirkin yüzünü gösteriyor. Erdoğan, ateşi sürekli harlıyor. Cuma namazı çıkışında, kin ve nefret dolu sözlerle, toplumun sinir uçlarıyla oynamaktan, yeni fay hatları açmaktan da geri durmuyor. Kadına ve insana bakışındaki sorun, nefret olarak diline dökülüyor. Şu cümlelere bir bakar mısınız? “Osman Kavala denilen, adeta Soros’un temsilcisi olan kişinin karısı da, provokatörlerin içerisinde yer alan bir kadındır”. Bunları tekrarlarken ben sıkılıyorum. Cumhurun başı olduğunu söyleyen, herkesi kucaklaması gereken bir makamda oturan birine, yakıyor mu bu cümleler?

  BU AYIPLI DİLİ KINIYORUZ Sayın Profesör Doktor Ayşe Buğra bu ülkenin yetiştirdiği çok önemli iktisatçılardan biridir. Başarıları dünya çapındadır. Ama kadını, sadece bir eşe ve anneye indiren bu zihniyet, Sayın Ayşe Buğra’nın yaptıklarını ve başarılarını da elbette anlayamıyor. Osman Kavala, Erdoğan’ın şahsi garezi nedeniyle şu anda hapiste… Mahkemeler Kavala’yı içeride tutmak için; suç üzerine suç uyduruyorlar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını uygulamıyorlar. Ve şimdi Erdoğan eziyet ettiği bu kişinin eşini de, Sayın Ayşe Buğra’yı da hedef gösteriyor. Biz bu ayıplı dili kınıyoruz. Erdoğan’ın bu nefret dilini, milletimizin vicdanına havale ediyoruz.

  YER DAVOS, MASANIN BİR YANINDA ERDOĞAN, BİR YANINDA SOROS… Tabi şunu da soruyoruz; memlekette Sorosçuluk suç mu? O zaman bu resim neyin nesi arkadaşlar, bu resim neyin nesi? Yer: Davos… Masanın bir tarafında Soros, diğer tarafında Erdoğan. Yüzlerden mutluluk akıyor. Bu memlekette, Soros ile aynı yemek masasında oturan, tek parti lideri Erdoğan’dır. Davos toplantılarında Soros’a dönüp; “Türkiye’nin açık toplumu biziz. Bizi destekleyin” diyen de Erdoğan’dır. Erdoğan Sorosçu mu arıyor? O zaman dönecek Sarayının altın varaklı aynalarına bir bakacak. İktidara gelmek için Soros’tan medet uman Erdoğan, şimdi çıkmış insanları Sorosçu olmakla itham ediyor. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Kişi herkesi nasıl bilirmiş? Kendisi gibi bilirmiş. Erdoğan’ın yaptığı, millete karşı ayıptır.

  İSTİFA, HATADAN DÖNMENİN BİR YOLUDUR Hatalı olduğunu kabullenmek bir erdemdir. Hatadan dönmek de bir erdemdir. Hatadan dönmenin yollarından biri de istifa müessesidir. Biz bu müesseseyi Boğaziçi’ne atanan kayyuma hatırlatınca, Erdoğan sinirlenmiş. “Yürekleri yetse, Cumhurbaşkanı da istifa etsin diyecekler” demiş. Geçen hafta söyledim Sayın Erdoğan, istifanızı istemek için, yüreğe gerek yok. Bunu istemek, en tabi “vatandaşlık hakkımızdır.” Nitekim daha önce istifanızı defalarca istedik. Ama siz kulağınızın üstüne yattınız. Elbette herkes istifa edemez. Makam ve mevkiyi; “Zenginleşme ve ikbal kapısı görenler” istifa edemez. “Gücünü makam ve mevkiden alanlar” istifa edemez. “Birilerinin himmetiyle bir yerlere gelenler” istifa edemez. “Öz saygısı ve özgüveni olmayanlar” istifa edemez. İstifa etmek için yüreğe ihtiyaç vardır. İstifa etmek için “özgüvene” ihtiyaç vardır. İstifa etmek için “öz saygıya” ihtiyaç vardır. İstifa, önemli bir müessesedir. Yürek işidir.

  MAKAM VE MEVKİ ARAÇTIR, AMAÇ DEĞİL Yakın zamanda Hollanda’da hükümet istifa etti. Neden? Vergi İdaresi, hukuka aykırı şekilde vatandaşlarını incelediği için. Hükümet, bu hatanın sorumluluğunu aldı ve istifa etti. Yine İsveç Ulaştırma Bakanı, “Evinde sigortasız dadı çalıştırdı” diye istifa etti. Sadece Avrupa’da mı? Uzakdoğu’da da istifa müessesi var. Japonya’da Adalet Bakanı, milletvekillerine doğru dürüst cevap vermediği, işini hafife aldığı için istifa etti. Üstün sorumluluk duygusuyla, yaşamına kıyan kamu görevlilerinden hiç bahsetmiyorum bile. 6 yıl önce İzmit Körfezi’nde, asma köprüde kopan halat için, “Sorumlusu benim” diyerek, yaşamına son veren Japon mühendisi unutmadık. Başarı iyi yönetimle sağlanır. Kamu görevinde başarının sırrı ise liyakattir. İşi layıkıyla yapamayan, sorumluluğunu yerine getiremeyen, ya da bulunduğu görevde istenmeyen, o makamı fuzuli yere işgal etmez. İstifa eder. Çünkü makam ve mevki araç, millete hizmet amaçtır.

  MİLLETE VERDİĞİ SÖZÜ TUTAMAYAN “YÜREĞİ VARSA” İSTİFA EDER Salgında gerçek vaka ve hasta sayılarını yurttaşlarından saklayan. Salgını olduğundan küçük gösterip, yurttaşlarımızın gereken önlemleri almasını engelleyen hayatlarını kaybetmesine neden olan yönetici, yüreği varsa istifa eder. Ocak sonuna kadar 40 milyon doz aşı gelecek deyip, topu topu 13 milyon doz aşı getiren, günde 1 milyon 100 bin kişiye aşı yapacağız diyen, yapa yapa günde 119 bin kişiye aşı yapan, milletine verdiği sözü tutamayan tek sorumlu yüreği varsa istifa eder.  

  VAZİFESİNİ YAPAMAYAN O KOLTUKTA OTURAMAZ Salgında tüm dünya yurttaşlarına yardım yağdırdı. Bunlar millete beş maskeyi ücretsiz dağıtamadı. Üstüne IBAN numarası gönderip, milletten yardım istedi. Aynı ligde olduğumuz G-20’nin gelişen ekonomileri, milli gelirlerinin ortalama yüzde 3,3’ü kadar, bütçelerinden vatandaşlarına destek verdiler. Şimdi bunu bizim milli gelirimize oranlarsak, 160 milyar Türk lirası yapar. “Erdoğan’ın Şahsım Rejimi” bütçeden vatandaşlarımıza, ne kadar karşılıksız destek verdi? 6,4 milyar lira. 160 nerede, 6,4 nerede? Ama buna karşılık milletini salgında en çok borca batıran yine Erdoğan oldu. Milletine hak ettiği desteği veremeyen, borca batırıp insanlarını canına kıyma noktasına getiren bir hükümet var. Bu hükümet, vazifesini yapamayan bir hükümet. Vazifesini yapamayan, yüreği varsa o koltukta oturmaz, istifa eder.

  ESNAF CANINA KIYARKEN, “KAPANAN DÜKKAN YOK” DİYEN İSTİFA ETMELİ Salgında, devletine 40 yıl vergi veren esnafa, 40 gün bakamayan, esnafı borca batıran, sonra da zor gününde esnafın borcunu o da 6 aylığına yüksek faizlerle yapılandırıp, borç taksitlerinin sayısını bile ötelemeyen, esnafı salgında bir başına bırakan, esnaflarımız dükkânına gelen ödeme ihbarlarına, canlarıyla ihtar çekerken, “Kapanan dükkân yok” diyebilen yönetici yüreği varsa o koltukta oturmaz. İstifa eder.

  ÇİFTÇİYE HESAP VERECEĞİNE, TELEFONUNUN HESABI SORUYOR Çiftçinin toprağa gübre atma zamanındayız. Gübre fiyatları son bir yılda yüzde 90’a yakın zam görmüş. Çiftçinin tarım krediye borcu almış gitmiş, Ziraat Bankası’na borcu var, mazotçuya borcu var, yemciye borcu var, gübreciye borcu var. Çiftçinin traktörü, tarlası, ineği haczediliyor. Kanun diyor ki, “Çiftçiye, milli gelirin en az yüzde 1’i kadar destek vereceksin”. Ama kanunu bu yönetici dinlemiyor. 2007’den bu yana her bir çiftçi ailesine, 81 bin 632 lira borç takıyor, toprağını ekip milletin karnını doyuranı, açlığa mahkûm eden bir hükümet var. Bu hükümetin partisine mensup olanlar bir de üstüne üstlük çıkmışlar “çiftçinin pahalı cep telefonu var” diyerek, çiftçiye hesap vermek yerine, çiftçiden telefonun hesabını soruyorlar. Arkadaş siz çiftçinin telefonunun hesabını soracağınıza, önce parti mensuplarınızın bileklerindeki milyonluk kol saatlerinin hesabını sorun. Bu lafları eden hükümet yüreği varsa o koltuğu işgal etmez. İstifa eder.

  MARKETTE NASIL AZ PARA HARCANIR, ÇÖPTEN YEMEK NASIL AYIKLANIR Son bir yılda portakalın fiyatı yüzde 67, yumurtanın fiyatı yüzde 67, mercimeğin fiyatı yüzde 59, Ayçiçek yağının fiyatı yüzde 54, pırasanın fiyatı yüzde 53, mısırözü yağının fiyatı yüzde 53 artmışken, mutfaklar yangın yerine dönmüşken, ülkede açlık yeniden ortaya çıkmışken, tencereler boşalmışken, yandaş gazetelerde “Markette nasıl az para harcanır” diye, manşet attıran bir hükümet var. Devletin televizyonuna “Çöpten nasıl yemek ayıklanır” diye, program yaptıran bir hükümet var. Devletin ajansına kendi esnafımızın değil, “Japon esnafının dertlerini” haber yaptıran bir hükümet var. Bunların yürekleri varsa o koltukta bir dakika oturmaz, istifa ederler.  

  İNSANLAR CANINA KIYARKEN MİLLETİN SESİNİ DUYMAYANLAR Emekliler asgari ücretin altında aylık alırken, vatandaş “canımız, başımıza bela oldu” deyip haykırırken, evladına okula gidecek pantolon alamadığı için babalar, yaşamlarına kıyarken, analar bebeğini ısıtmak için saç kurutma makinesini açıp, kış gününde yaşamlarına son verirken, milletin halini görmeyen, sesini duymayan, Saraylarında vur patlasın çal oynasın âlem yapanlar, yürekleri varsa, işgal ettikleri o koltuklarda bir dakika dahi oturmaz istifa ederler.

  ÜLKEYİ TEFECİ FAİZİNE MECBUR EDEN İSTİFA ETMELİ “Liyakat yerine sadakat” deyip, damadını ekonomi yönetiminin başına atayan, damadıyla beraber Merkez Bankası kasasındaki 128 milyar doları, har vurup harman savuran, milleti “pahalı döviz” ile “yüksek faiz” arasına sıkıştıran hükümetin tek sorumlusu benim ben diyen yüreği varsa istifa eder. “Verin şu kardeşinize yetkiyi, ondan sonra faizle şunla bunla nasıl uğraşılır görün” dedikten sonra, geçen ay 21 milyar liralık faiz ödemesiyle, Cumhuriyet tarihinde tek bir ayda, en yüksek faiz ödemesi yaparak, rekor kıran, Almanya eksi faizle borçlanırken, Japonya sıfır faizle borçlanırken, İngiltere binde 5’in altında faizle borçlanırken, kötü yönetimiyle, Türkiye Cumhuriyeti Hazinesini yüzde 6 gibi, tefeci faiziyle borçlanmak zorunda bırakan bir yönetim o koltukta bir dakika dahi oturmaz yüreği varsa istifa eder.

  GENÇLERİ İŞSİZ BIRAKAN İSTİFA ETMELİ “Ekonominin sorumlusu benim, ben” diye bar bar bağıracaksın, ondan sonra da 2,5 yılda 1 milyon 645 bin yurttaşımız işinden olacak, çalıştığı işten olacak, işsiz sayısı 10,5 milyona tırmanacak, ülkemizin en önemli stratejik varlığı olan gençler, “Ev genci” olacak, 6 milyon gencimiz evinde oturup, anasının babasının eline bakacak; ama Sarayınızın mensuplarının ve mahdumlarının sahte diplomaya bile aldırmadan ballı 3-5 maaş getiren işi olacak... Hiç kusura bakmayın bunları yapan ar edip, istifa eder.

  2023 HEDEFLERİNİ TUTTURAMAYANLAR İSTİFA ETMELİ 10 yıldır 2023 hedefleri diyerek milleti kandıran, millete 2 trilyon dolar milli gelir vadedip, bu ülkeyi 10 yıl yönetip 2023’e 2 yıl kala “Kusura bakmayın bu gelir ancak 875 milyar dolar olabilir” diyen, yine 10 yıl önce millete, “Yıllık gelirin 2023’te 25 bin dolar olacak adam başına” deyip, sonra da “Kusura bakmayın 2 yıl kala 2023’e ancak 10 bin dolar yapabilirim” diyen, “İşsizliği 2023’te yüzde 5’e düşüreceğim” deyip, 2023’e 2 yıl kala, “Kusura bakmayın işsizlik yüzde 11’e çıkacak” diyen ve millete vaatlerini tutmayanlar, o koltukta bir dakika oturmaz, istifa eder.

  APTAL OLMA DİYEN ABD BAŞKANININ AYAĞINA GİDEN İSTİFA ETMELİ Mehmetçiğimizin başına Irak’ta çuval geçirilirken, “Amerika’ya nota ver” diyenlerle, “Ne notası, müzik notası mı” deyip alay eden, bakanlara rüşvet veren, sonra da Amerika’ya kaçıp itirafçı olan İranlı için, bir de değil, hem de iki kez ABD’ye nota veren, teröristlerin önünden, Atamız Süleyman Şah’ın tabutunu sırtlayıp, türbesini, vatan toprağını teröriste bırakıp kaçanların, ordumuzun en stratejik tesislerinden Tank-Palet Fabrikasını, tek kuruş almadan, Katar Ordusuna peşkeş çekenleri, kendilerine “aptal olma” diye hakaret mektubu yazan ABD Başkanına, o mektubu iadeli taahhütlü göndermek yerine, ayağına giden bir kişi azıcık yüreği varsa o koltukta bir dakika oturmaz. İstifa eder.

  KUL HAKKINDAN KORKUYORSA İSTİFA EDER Askeriyeyi, adliyeyi ve tüm bürokrasiyi teslim ettiği ortağı, millet iradesinin tecelligâhı TBMM’yi bombaladıysa... O hain darbe girişiminde 248 yurttaşımız can verdiyse... Binlerce yurttaşımız yaralandıysa... Ülkeyi yöneten “Allah affetsin” diyerek kurtulamaz, sorumluluk duygusu varsa, o koltukta bir dakika dahi oturamaz. İstifa eder. Beşiktaş saldırısında şehit olanlar için toplanan paraları, 15 Temmuz şehit yakınları ve gazileri için toplanan yardımları, tastamam hak sahiplerine dağıtamayan, millete bunun hesabını da veremeyenler, kul hakkından korkuyorlarsa o koltukta oturmalar. İstifa ederler.

  KOLTUKTAN GÜÇ ALAN DEĞİL, KOLTUĞA GÜÇ VEREN GEREK Evet, istifa etmek esas yürek işidir Sayın Erdoğan. Oturdukları koltuğa güç vermek yerine, güçlerini oturdukları koltuktan alanlar, koltuklarını bırakmaya cesaret edemezler. İstifa edemezler. O koltuğu bırakmamak için, türlü oyunlara başvururlar.

  UCUBE REJİM İÇİN ANAYASA TARTIŞMAK ABESLE İŞTİGAL Türkiye’yi uçuracak dedikleri bu ucube rejim 2,5 yılda iflas etti. Yüzde 50+1 tehlikeye girdi. Şimdi küçük ortaklarıyla beraber, “Şahsım Rejimi Anayasaya uymadı. Anayasayı Şahsım rejimine uyduralım” demeye başladılar. Milletin ıstırabı ortadayken, ellerinde kalan bu çürük malı, bu ucube rejimi, millete yeniden pazarlamaya kalkıyorlar. Ne zaman anlayacaksınız, “Bu ucube şahsım rejimi” milletimize uymadı. Milletimizin cebini yaktı, tenceresini boşalttı. Bu ucube şahsım rejimine uygun olacak Anayasayı tartışmak, abesle iştigaldir. Boş iştir. Milletin vaktini çalmaktan başka bir şey değildir. 

  KUVAYIMİLLİYE’YE HAKARET EDENİ ANDILAR “Kahramanı kadar gafili de, haini de çok bir milletiz” bu tespit bizim değil Kurtuluş Savaşımızın başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün. Bu devleti kuranlar, sadece emperyalizme karşı mücadele etmedi. Emperyalizmin yerli iş birlikçilerine karşı da amansız bir mücadele verdiler. Hatta milli mücadelede iç cephe belki de, dış cepheden çok daha yorucu oldu. Bu milletin semalarından ay yıldızlı bayrak inmesin, bu milletin kulaklarından ezan sesi silinmesin diye, göğsünü siper eden Kuvayımilliye’ye arkadan saldıran, Kuvayımilliye’ye “Adi eşkıya”, “Kudurmuş haydutlar”, “Maskara”, “Aldanmışlar” diye ağza alınmayacak hakaretler eden, İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin eteklerine yapışmış, yüce dinimizi istismar etmeye kalkan, din adamı kisvesine bürünmüş bir bezirgân için, AK Partili bazı vekiller ve bu devletin Valisi anma programı düzenlemiş.

  O MAKAMLARDA O KAHRAMANLAR SAYESİNDE OTURUYORSUNUZ AK Partili vekil bu toplantıda hızını alamamış. Şanlı milli mücadelemizin Başkomutanı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten hesap sormaya kalkmış. Bu yapılan sıradan bir gaflet değildir. Beyefendi, bugün Gazi Meclis’te vekillik yapıyorsanız, bunu Gazi Meclis’in ilk Başkanına ve Milli Mücadelenin Başkomutanına borçlusunuz. Ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun. Gelelim valiye… Bugün boğazından Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarının ödediği kör kuruş geçiyorsa, onu bu devleti kuran kahramanlara borçlusun. Oturduğun makamda şanlı bayrağımız dalgalanıyorsa, onu, o anmaya gittiğin bezirgânın, “Hain, alçak” diye hakaret ettiği, milli mücadele kahramanlarımızın ve şehitlerimizin al kanına borçlusun. İnsan ekmeğini yediği devletine ve onun kurucusuna bu şekilde ihanet edemez. Azıcık haysiyet, şeref ve onur kırıntısı var ise, bu rezaletin sorumluları, milletten özür dilerler ve derhal istifa ederler. Siz kim, Atatürk’ten, Cumhuriyetten hesap sormak kim? Herkes yerini, haddini bilsin.

  HERKES SÖYLEDİKLERİ KADAR SÖYLEMEKDİKLERİYLE DE MESULDÜR Bir sözüm de Devlet Bahçeli’ye… Ne oldu Sayın Bahçeli? Ortağınızla beraber saraylı olunca, Türk milletinin ebedi Başbuğuna, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yapılan saldırılar, hakaretler artık sineye mi çekiliyor? İngiliz ve Fransız işgalcilere övgüler düzen, “Yunan ordusu halife ordusu sayılır” diyerek Kuvayımilliye’ye olmadık hakaretler edenlerle, artık aynı safta mısınız? Bu mudur yerliliğiniz? Bu mudur milliliğiniz? Bu edepsizliğe sessiz kalınırsa, Cumhur İttifakı, Cumhuriyet düşmanlarının da ittifakı olur. Bugün herkes yaptıkları kadar, yapmadıklarıyla da; söyledikleri kadar, söylemedikleriyle de tarih ve millet önünde mesuldür. Milletimiz herkesin ne yaptığını görüyor. Notunu veriyor. Sandık önüne geldiğinde de herkese hak ettiği dersi verecek. Kaynak CHP Basın Birimi

Hibya Haber Ajansı